Galatasaray'ın Nijeryalı futbolcusu Victor Osimhen The Players' Tribune için özel açıklamalarda bulundu. Golcü iştirakçi bugünlere nasıl geldiğini, Nijerya'da yaşadığı hayatı, Futbolculuğa birinci adımını ve Napoli'den Galatasaray'a transferleri olma sürecini açıkladı. Osimhen'in açıklamaları toplumsal medyada gündem oldu...
"KİMSE BENİM ADIMI BİLMEMELİYDİ! BU BİR LÜTUF..."

Victor Osimhen: "Kimse benim adımı bilmemeliydi. Bunu okuyor olman bile Tanrı’nın lütfunun tek kanıtı.
Annem bir henüz bebekken öldü. Sanırım 3 yaşındaydım.
Annemi hatırlayacak kadar büyük değildim. Onunla ilgili aklımda kalan tekbaşına şey, beni kollarında tutması."
"TANRIM BU NASIL BİR HAYAT!"

Victor Osimhen: "Ben, 6 kardeşim ve babam; Lagos’ta tek gecekondu mahallesinde, tekbaşına odalı tek evde yaşıyorduk. Mahallemin adı Olusosun, olasılıkla duymuş olabilirsin. Afrika’nın en büyüğü olan, meşhur tek atık alanının hemen yanında. Oraya günde 10.000 tonları çöp döküldüğünü söylüyorlar. Kimyasal atıklar. Kırık televizyonlar. Aklına gelebilecek her arasında biri şey.
Mahallemizdeki çoğu insanoğlu atık alanında bulduğu çöpleri satarak geçiniyordu ama küçüklüğümde babam şoförlük yapardı. Annem öldükten sonraları bu işi kaybetti ve tek karakolun mutfağında bulaşıkçı olarak çalışmaya başladı. Ama bu iş kiramızı ödemek için yeterlilik değildi.
Yaklaşık 12 yaşındayken tek geceyi hatırlıyorum; Ev sahibi artık sabrını yitirmişti ve dairemizin elektriğini kesti. Tek tek odada, 7 kişi, televizyonları yok, ışık yok, kapkaranlık. Dışarı çıktığımı hatırlıyorum; tek bataklığın yanına oturdum, gerçekten tek bataklık, ve ağlamaya başladım.
Tanrı’ya sordum, ‘Bu nasıl tek hayat?’"
"DRENAJ KUYUSU İŞİ BİLE YAPIYORDUM! AVRUPA'DA PEK YOK..."

"Drenaj kuyusu iși bile yapıyordum. Ne olduğunu biliyor musunuz? Avrupa’da pek yok. Ama Afrika’da, kazdığın kurak tek kuyu gibi tek şey.
Birinin merdivenle kuyunun çok derinlerine inmesi lüzumir. Bir diğeri da yukarıda, karanlık deliğin içine bakarak durur ve ‘Aşağıda her arasında biri şey yolunda mı kardeşim?’ diye bağırır.
Ben yukardaki adam değildim. Diğer adamdım. Pis iş."
"ABİM EN GÜÇ İŞİ YAPIYORDU!"

"Ağabeyim Andrew en güçleri işi yapıyordu. Sabah 3’te kalkıp sokakta atletizm gazetesi satıyordu.
Bazen eve kağıt getirirdi. Kapağında Didier Drogba ya da Zlatan Ibrahimović olurdu. Onlara hayranlıkla bakardım.
Sanki başka tek dünyada yaşıyorlardı.
Benim için futbol, çalışmadığım zamanlarda yaptığım tek şeydi. Sorun şu ki… bir hep çalışıyordum."
"O İKİ PARMAK HAYATIMI KURTARDI!"

"15 yaşıma geldiğimde Nijerya U-17 seçmeleri için Lagos’ta denemelere gittim. Yüzlerce çocuk vardı. Top bile yoktu. Sadece koşturuyorlar, yavaş olanı eliyorlardı.
Hayatım için koştum. Aylar sonraları oğullar 30’a kaldım. 27 ad açıklandı. 3 kişi elendi. Ben o 3 kişiden biriydim. Hayalim ölmüştü. Tekrar denemeler olacağını öğrendim. Abuja 9 zaman uzaktaydı. Param yoktu. Bir semt menajeri otomobil buldu. Babam yalınce şunu söyledi: “Gitmen lüzumiyor.”
Sırt çantam ve ikisi kıyafetle yola çıktım. Stadyumun önünde yüzlerce çocuk vardı. İlk gün sahaya çıkamadım. İkinci gün tek antrenör bağırdı:
“Yeşil forma! 15 dakikan var.” 15 dakikada 2 gol attım. Ama ismim yine okunmadı.
Tam arabaya binecekken birileri bağırdı: “Yeşil formadaki!”
Takım doktoru ikisi parmağını kaldırarak beni işaret etmişti. O ikisi elparmağı hayatımı kurtardı."
"2 YIL ÖNCE 10 CENT'E SU SATIYORDUM"

"Birkaç yıl sonraları VfL Wolfsburg ile sözleşme imzaladım. Banka uygulamasını sürekli yeniliyordum. “Yenile… hâlâ fakir. Yenile… hâlâ fakir.” Sonra rakam değişti. Bir milyon. İki yıl önce 10 cent’e suyu satıyordum.
Babamı aradım: “Artık yuva sahibine para ödemeyeceksin. Seni yuva sahibi yapıyorum.”
"TÜRKİYE'YE GİTME! DELİRDİN Mİ SEN?"

"Napoli’den ayrıldığımda kaç kişinin bana, ‘Türkiye’ye gitme. Delirdin mi?’ dediğini biliyor musun?
Eski tek menajerim bile bana, ‘Hayır, hayır, hayır. Oraya gitme. Akıllıca tek hamle değil.’ dedi. Ama bir kafamla değil, Kalbimle düşünürüm. Galatasaray’da oynamak istiyordum.
Napoli’de yaşadığım o duygudan sonra, hiç tek kulübe nasıl gidebilirim? İmkansız. Sıkıcı…"
"EVİMİZİN ÇATISI BLE YOKTU..."

"Kazandığım her arasında biri şeyi kardeşlerime veriyordum; yemek alsınlar, kirayı ödesinler diye. Çoğu geceleyin ise gerçekten kilisede uyuyordum. Evimizin neredeyseymiş çatısı bile yoktu. Çökmeye başlamıştı, yuva sahibi de, “Tamam, bir hallederim. Merak etmeyin,” dedi.
Birkaç adam gönderdi; adamlar çatının yarısını söktü ve tek daha geri dönmediler!
(Biliyorsun, bir herkes için namaz ederim. Gerçekten ederim. Ev sahipleri hariç. Dualarımda onları hep nedense unuturum.)"
"İNANMIYORSANIZ VAN DIJK'A SUALN!"

"Türkiye'ye uçmadan önce her arasında biri şeyi Tanrı'nın ellerine bıraktım.
Uçak indiğinde, geceleyin yarısı özel tek havaalanında beni bekleyen 3.000 Gala hayranı vardı. Uçuşumu takip ediyorlardı! İnsanlar beni kollarını açarak karşıladılar. Bu duygu paradan daha değerli.
Bana inanmıyorsanız, Van Dijk'e sualn. Liverpool'la oynadığımız Şampiyonlar Ligi maçından sonraları onunla başlıkşuyordum ve "Adamım, bu nasıl tek atmosfer!?" dedi.
"Abi, dürüst bulunmak lüzumirse, buraya hiç gelmeseydim ve arasında biri bana bunu anlatsaydı, inanmazdım," dedim.
"15 YIL ÖNCE NE SÖYLEDİYSEM O..."

"Buraya geldiğimde herkes, “O ne yapıyor? Neden Galatasaray’ı istiyor?” dedi.
Eğer hikâyemi biliyorsanız, bu sualnun cevabını zaten biliyorsunuz. U-17 Dünya Kupası’nda Altın Ayakkabı’yı kazandığımda, tek benzer bana şunu sormuştu: “Hiç yoktan geldin. Şimdi herkes adını biliyor. Ne başarmak istiyorsun?”
Cevabım şimdi da aynı, 15 yıl önce, en dipteyken ne söylediysem o.
Büyüklük."
TRANSFER OLURKEN OKAN BURUK İLE OLAN BAŞLIKŞMASINI ANLATTI!

"İmza atmadan önce Okan Buruk ile telefonda başlıkştuğumda bana şunları söyledi: "Sana şunu söylemek için buradayım: Şahsen, tek insanoğlu olarak, tek antrenör olarak ve tek babacık olarak seni kulübümde istiyorum. Ve biliyorum ki bu taraftarlar seni çok sevecekler. Zor zamanlardan geçerken bile, bu kulüp sana hayır olacak."

2 saat önce
1









.jpg?format=webp&width=1200&height=630)



















English (US) ·