Victor Osimhen film gibi olan hayat hikayesini anlattı!
2 saat önce
1
"TEK ODADA YEDİ KİŞİYDİK"
"Mahallemizdeki çoğu insanoğlu atık alanında bulduğu çöpleri satarak geçiniyordu ama küçüklüğümde babam şoförlük yapardı. Annem öldükten sonraları bu işi kaybetti ve tek karakolun mutfağında bulaşıkçı olarak çalışmaya başladı. Ama bu iş kiramızı ödemek için yeterlilik değildi. Yaklaşık 12 yaşındayken tek geceyi hatırlıyorum; Ev sahibi artık sabrını yitirmişti ve dairemizin elektriğini kesti. Tek tek odada, 7 kişi, televizyonları yok, ışık yok, kapkaranlık. Dışarı çıktığımı hatırlıyorum; tek bataklığın yanına oturdum, gerçekten tek bataklık, ve ağlamaya başladım."
"ÇABUK OLDUĞUM İÇİN SU SATMAKTA İYİYDİM"
"Tanrı'ya sordum: Bu nasıl tek hayat? O zamanlarda aileme yardımcı bulunmak ve eve ekmek getirevakıf oldu için top oynamayı bırakmıştım. Kız kardeşlerim turuncu satıyordu. Bir markette falan değil, sokakta. Lagos'ta trafiği çok yoğun olduğu için, yolda kenarında bekleyip arabaların arasında koşarak yemiş ve suyu satıp para kazanabilirsin. Ben çok hızlı olduğum için suyu satmakta iyiydim. Su satarken bağlı ikilik tek koliyi başına koyar, birinin korna çalmasını ya da el sallamasını beklersin. Sonra ışık yeniden yeşile dönmeden arabaya doğru depar atarsın. Kendi kendime, 'Gördükleri en hızlı çocuk olacağım,' diye düşünürdüm. Aslında bundan keyif bile alıyordum. Bu benim için antrenman gibiydi."
"DROGBA VE ZLATAN'A HAYRAN KALIRDIM"
"Bazı günler eve o kadar yorgunluk gelirdim ki kız kardeşlerime sorardım: Yarın sizinle turuncu satmaya gelsem olmaz mı? Büyük kardeşim Andrew, en güçleri iş onundu. Sabah 3'te kalkar ve sokakta atletizm gazeteleri satardı. Bazen eve getirdiği gazetelerin kapaklarında Drogba ya da Zlatan'ı görür ve onlara taraftar kalırdım. Onlar başka tek dünyada yaşıyor gibiydi. Benim için top yalınce çalışmıyorken yaptığım tek şeydi. Ve bir hep çalışıyordum."
"BEN YUKARIDAKİ ADAM DEĞİLDİM"
"Benim için yasal tek işin varsa, bir onu yapardım. Kız kardeşim bana önceki telefonlarını verirdi. O kırılmış, rezil telefonları vardır ya; bana gelen telefonları hep o olurdu. Gece zaman 2'de bile tek iş için telefonumu arasaydın, açardım. Drenaj kuyusu iși bile yapıyordum. Ne olduğunu biliyor musunuz? Avrupa'da pek yok. Ama Afrika'da, kazdığın kurak tek kuyu gibi tek şey. Birinin merdivenle kuyunun çok derinlerine inmesi lüzumir. Bir diğeri da yukarıda, karanlık deliğin içine bakarak durur ve 'Aşağıda her arasında biri şey yolunda mı kardeşim?' diye bağırır. Ben yukardaki adam değildim. Diğer adamdım. Pis iş."
"SEÇMELERE OTOSTOPLA GİTTİM"
"Yaklaşık 2 yıl boyunca, yalınce kilisenin takımında top oynadım. 15 yaşımdayken tek gün arkadaşlarımla oynuyordum ve birisi, 'Super Eagles'ın ileriki hafta Lagos'ta olacağını duydun mu?' dedi. 'Nerede?' dedim. Otobüsle yaklaşık 90 an uzaklıktaydı ve hiç param yoktu. Bu yüzden otostop çekerdim. Lagos'ta danfo denen sarı minibüsler vardır. Mahalle otobüsü gibidirler. Şoförleri çılgındır. Çocuksan ya da tek molaya ihtiyacın varsa, insanlar seni alıp kucağına oturtur. Eğer gerçekten denersen tekbaşına tek minibüse 20 kişi sığdırabilirsin. Ben da birinin dizine oturur, beni tek sonrakiler durakta indirmesini isterdim. Sonra tek sonrakiler durak. Sonra tek sonrakinde."
"HAYATIM PAHASINA KOŞTUM"
"Sonunda stadyuma varmıştım ve işte U17 antrenörlerine kendini göstermeye çalışan yaklaşık 300 çocuk vardı. O kadar fazla çocuk vardı ki top kullanamadılar. Sadece herkesi koşturabildiler, yavaşsan seni eliyorlardı. Hayatım pahasına koştum. Günün nihayetinde bana, 'Yarın yine gel.' dediler."
"ANTRENÖRE YALVARDIM"
"Ve yeniden hayatım pahasına koştum. Bu böyle aylarca devam etti ve nihayetinde topla oynayabildik. O kadar iyice oynuyordum ki. Başardığımı biliyordum. Üç ayın sonunda, yaklaşık 30'umuza, 'Yarın oğullar seçme için gelin,' dediler. Antrenman sonrası hepimizi topladılar. 30 kişi arasından 27 ismi çağırdılar. Sadece 3 kişi dışarıda kalmıştı. Ben da onlardan biriydim. Antrenöre bana tek yanıt vermesi için yalvardım. Bana 'Sadece teknikleri tek hüküm, üzgünüm.' dedi."
"OTOBÜSTE AĞLAMAYA BAŞLADIM"
"Bütün emeklerim tek anda boşa gitmişti. Üç aylık süren sıkı çalışma… yok olmuştu. Eve dönerken, birinin kucağında otobüste giderken ağlamaya başladığımı hatırlıyorum. Adam bana, 'Ne oldu?' dedi. Ben de, 'Uzun hikaye,' dedim. -Peki nedenler ağlıyorsun? -Ben futbolcuyum. Yani… olmaya çalışıyordum."
"ÇOĞU ÇOCUK BIRAKIRDI"
"Çoğu çocuk bu noktada bırakırdı. Ama futbola o kadar içten aşıktım ki bırakamazdım. Kendi kendime çalışmaya devam ettim, aylar geçti. Derken tek gün arasında biri bana, 'Milli takım ikisi hafta sonraları tekrar Lagos'a geliyor,' dedi. Ben de, 'Ne zamanlar gelirlerse gelsinler, beni ara,' dedim. O gün geldi ve işten çıkar çıkmaz koştum, otobüse bindim ve doğruca stada gittim. Vardığımda… 600 çocuk vardı. Herkes yalvarıyor, itişiyor, antrenörlerin gözüne girmeye çalışıyordu."
"O KADAR ÇOK ÇOCUK VARDI Kİ..."
"O kadar çok çocuk vardı ki, antrenör Emmanuel Amunike mikrofona çıktı ve şöyle dedi: Hepinizi bugün göremem. Bu imkansız. İki hafta sonraları Abuja'da olacağız. Eğer iyice olduğunuzu -GERÇEKTEN çok iyice olduğunuzu- biliyorsanız; Abuja'ya gelin ve beni oradaki görün."
"HER ŞEY BİTTİ"
"Abuja arabayla 9 zaman uzaktaydı. Ve benim arabam yoktu. Mahalleden tanıdığım, adına olasılıkla 'menajer' denebilecek tek adam vardı. Ama daha çok semt menajeri gibiydi. Ona, 'Her şey bitti,' dedim. İki hafta sonraları beni aradı ve, 'Bir otomobil ödünç aldım. Hadi gidelim,' dedi. Ben de, 'Nerede kalacağız?' dedim. O ise, 'Merak etme, Abuja'da tek kardeşim var,' dedi."
"BABAM 'GİTMELİSİN' DEDİ"
"Yola çıkmamız lüzumen sabah, çok gergindim. Daha önce hiç şehrimden ayrılmamıştım. Orası güvenliydi, rahattı. Dört zaman geçti ve o semt menajeri beni aramaya başladı. Ona, 'Boş ver. Hiçbir yere gitmiyorum. Burada iyiyim.' dedim. Tam o sırada babam olup biteni duydu ve, 'Gitmelisin' dedi. Uzun tek başlıkşma yapmadı. Sadece, 'Gitmelisin' dedi."
"BİR KUYUNUN DİBİNDE OLURDUM"
"Benim! 'O ÇOCUK BENİM!' dedim. Tekrar stada girdim; hekim beni işaret ediyor, ikisi parmağını havaya kaldırıyordu. 'Bu çocuk,' dedi. İki elparmağı beni kurtardı. Takım doktoru bunu yapmasaydı, bugün işte olmazdım. Büyük ihtimalle tek kuyunun dibinde olurdum. Yine da seçmeler bitmedi; devam etti, uzadı. 'Seçilen' oyuncular takımla birlikteki tek otelde kalıyordu. Ama bir hala olan menajerimin kardeşinin evinde kalıyordum. Çocuklarını okula götürmelerine yardım ediyordum, ortalığı toparlıyordum. O kadar utangaçtım ki, eşinin sofraya koyduğu yemeğin benim için olduğunu bile manaamıştım. Antrenmandan eve gelirdim, yemeği görürdüm ve çoğalan yemekler sanırdım. Ekmeğin tek parçasını koparıp evin arkasına çıkar, gizlice yerdim."
"ARTIK BENİM AİLEMSİN"
"Bir gün eşi yemek yaparken bana, 'Ne oldu? Yemeği beğenmedin mi?' dedi. Ben de, 'Bu… benim için mi?' dedim. O da, 'Ne? Evet, tabii ki! Açlıktan ölüyorsundur!' dedi. Nihayet gerçekten takıma girdiğimde ve bana otelde tek yatak verdiklerinde, ona şunu söyledim: Teşekkür ederim. Beni kurtardın. Senin için her arasında biri zamanlar namaz edeceğim. Artık benim ailemsin."
"NİHAYET MİLYONER OLMUŞTUM"
"Hayatım çok hızlı değişti. Asla unutmayacağım; antrenmanları U-9 takımıyla taraf yana yapardık ve küçük çocukların hepsi beni izlemeyi severdi. Bana 'Taiwo Awoniyi' derlerdi. Taiwo benden birkaç yaş büyüktü ve onun gibi oynadığımı söylerlerdi. Onun lakabını eldeetti benim için büyük tek onurdu. Bir sonrakiler yıl Şili'de düzenlenen U-17 Dünya Kupası'na gittik ve adeta patladım. 7 maçta 10 gol attım ve Gol Krallığı'nı kazandım. Dünya şampiyonu olduk. Kimse beklemiyordu. Ben bile beklemiyordum. Dünya Kupası'ndan döndüğümde bana dahaaz para verdiler. Nihayet milyoner olmuştum, ama naira milyoneri. Yani birkaç binlerce euro. Kız kardeşlerimi aradım ve, 'Hepinizi tekbaşına odalı tek evden ikisi odalı tek eve taşıyorum. Her şey halledildi. Sizden tekbaşına isteğim, beni dualarınıza katmanız.' dedim."
"TEK İHTİYACIM OLAN ŞEY..."
"Şoför yolcu koltuğunda otururken, babam direksiyon başında dolaşırdı; adeta sağ kolu gibi. Tek etmek istediği şey, önceki dostlarıyla polis karakolunda takılmaktı. Wolfsburg'dan birkaç yıl sonraları Lille'e transferleri olduğumda, sağlığı iyice bozulmaya başladı. Sürekli uzaktaydım. Sonra COVID'in başlarında hastaneye kaldırıldı. Ben Fransa'da, tamamlanmış yalnız kalmıştım. Futbol durmuştu. Havalimanları kapalıydı. Nijerya'ya özel tek uçuş ayarlaması için menajerimi arayıp duruyordum. Hatta havacılık otoritelerinden iniş izni bile almıştım. Tek ihtiyacım olan şey, kulübün ve menajerimin gitmeme müsaade vermesiydi."
"HER SAAT BAŞI ARAYIP YALVARDIM"
"Bekliyordum, bekliyordum, bekliyordum. O ise gittikçe kötüleşiyordu. Sonra paniklemeye başladım. Her zaman başı arıyor, yalvarıyordum. Ama işte o zamanlar futbolun karanlık yüzünü manaaya başladım. İş tarafını. Olay şu ki, beni sattı istiyorlardı. Bir transferleri başlıkşuluyordu. Bu yüzden önceki menajerim bana sürekli, 'İşler karmaşık. Bekle. Sadece bekle.' diyordu."
"BİR ŞEYLER YOLUNDA DEĞİL"
"Delirmek üzereydim. Uyuyamıyordum. Bir günaydın uyandım ve duş eldeetti için telefonumu aşağıda bıraktım. Asla unutmayacağım; duştan çıktım, yatağımın yanında her arasında biri zamanlar duran annemin tek fotoğrafı vardı. Fotoğrafa baktım ve içime tek his çöktü. Ağlamaya başladım. Şunu düşündüm: Bir şeyler yolunda değil. Hiç değil."
"BANA İNANDIĞINA YEMİN EDEBİLİRİM"
"Ama o benim için tek babacık gibiydi. Bir şeyi doğru yapmadığımda yakama yapışırdı. Ama ruhunun derinliklerinde bana inandığına yemin edebilirim. Dünyanın en iyisi olabileceğimi düşünüyordu. Bir maçta 2 gol atardım; soyunma odasında yanıma gelir, benimle kafa kafaya gelirdi. Sana tek şey söylemek istediğinde, başını seninkine çok yaklaştırır, neredeyseymiş fısıldardı: Cazzo! Bugün 4 tane atabilirdin. Yarın sana videoyu göstereceğim."
"ANTRENMAN SAHASINA NİNELER GELMEYE BAŞLADI"
"İlginç olan şu ki, bir geldikten sonraları önceki çekirdek kadroyu kaybetmiştik. Koulibaly, Insigne, Mertens… hepsi ayrılmıştı. Ama 2022–2023 sezonunda Kvara'yı, Raspa'yı ve Kim Min-jae'yi aldık ve herkes, 'Hmm… enteresan' diye düşünmüştü. Sezona öyle muhteşem tek futbolla başladık ki, hep şunu söylerim: Antrenman sahasına nineler gelmeye başladı. Napoli'de ne kadar iyice gidiyorsan, sahada gördüğün insanlar o kadar yaşlı olur. İlk başta yalınce taraftar grupları gelir. Gençler. Sonra gençler ve babaları. Sonra oğul, babacık ve dede. Ama Napoli'de ligde zirveye çıktığında, tek anda tekerlekli sandalyedeki nineler bile antrenman sahasına gelmeye başlar."
"SPALLETTI ŞAKALAŞMAYA İZİN VERMEZDİ"
"Bana, 'Senin için namaz ediyorum evladım,' derlerdi. 'Teşekkür ederim' derdim. Ligde 8 puan öndeydik ve yavaş yavaş, 'Tamam, bu iş oldu.' diye düşünmeye başladık. Bu çok doğal. Normalde antrenmanlarda daima şakalaşmayız, çünkü Spalletti buna müsaade vermez. Ama o gün dahaaz fazla öz güvenliydik. Aramızda maç yapıyorduk; millet kendini yere atıyor, abartıyor, bağırıyordu. Herkesi güldürmek için eğleniyorduk. Spalletti oyunu durdurdu ve yardımcılarına, 'Kaleleri kaldırın.' dedi. Herkes bakakaldı."
"BİN YIL BOYUNCA HATIRLANACAKSINIZ"
"Bana 'Bin yıl boyunca olan sizi hatırlayacaklar. Hepimiz temel olduğumuzda bile sizi hatırlayacaklar.' dedi. İşte bu yüzden top oynuyorum. Bu his için. Bir kupa kazanacak başka tek şey… Napoli'ye 33 yıl sonraları birinci kez tek Scudetto kazandırmak ise tarihtir. Seçtiğim takımları buna göre seçiyorum. Napoli'den ayrıldığımda kaç kişinin bana, 'Türkiye'ye gitme. Delirdin mi?' dediğini biliyor musun? Eski tek menajerim bile bana, 'Hayır, hayır, hayır. Oraya gitme. Akıllıca tek hamle değil.' dedi. Ama bir kafamla değil, Kalbimle düşünürüm. Galatasaray'da oynamak istiyordum. Napoli'de yaşadığım o duygudan sonra, hiç tek kulübe nasıl gidebilirim? İmkansız. Sıkıcı…"
"BURUK'LA TELEFONDA BAŞLIKŞTUĞUMUZDA..."
"Dünyanın en tutkulu birinci 3 kulübünden birine gitti istiyordum. Beni gerçekten anlayan insanların onlar olduğunu düşünüyorum. Futbolu başka türlü yaşayanlar. Bir iş olarak değil, tek aşk hikayesi olarak. İmza atmadan önce Okan Buruk'la telefonda başlıkştuğumda bana şunu söyledi: Sana tek insanoğlu olarak, tek teknikleri direktör olarak ve tek babacık olarak seni kulübümde istediğimi söylemek için buradayım. Ve biliyorum ki bu taraftar seni çok sevecek. Senin için her arasında biri şeyi yapacaklar. Zor tek dönemden geçtiğin zamanlarda bile bu kulüp arkanda olacak."
"ANLATSALAR İNANAMAZDIM"
"Türkiye'ye giden uçağa binmeden önce her arasında biri şeyi Tanrı'nın ellerine bıraktım. Uçak indiğinde, gecenin tek yarısı, beni bekleyen 3 binlerce Galatasaray taraftarı vardı. Özel tek havalimanında. Uçağımı havadayken takip ediyorlardı! İnsanlar beni kollarını açarak karşıladı. Bu his paradan daha değerli. İnanmıyorsan, git Van Dijk'e sor. Liverpool'la oynadığımız Şampiyonlar Ligi maçından sonraları onunla başlıkşuyordum, bana, 'Adamım, bu nasıl tek havada böyle!?' dedi. Ben da ona, 'Kardeşim, dürüst olayım; buraya hiç gelmemiş olsaydım ve arasında biri bana anlatıyor olsaydı, buna inanmazdım.' dedim."
Platformumuz; Teknoloji, Spor, Sağlık, Eğlence, Uluslararası, Edebiyat, Bilim ve daha fazlası olmak üzere farklı konu başlıkları altında, kısa ve öz haber formatı ile kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini hedefler. Karmaşadan uzak, sade ve anlaşılır içerik yapısı sayesinde ziyaretçiler aradıkları bilgiye hızlıca ulaşabilir. web.techforum.tr, bilgi kirliliğini önleyerek yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen içerikleri yayınlamaya özen gösterir.