Kalp sağlığını sessizce bozan 5 günlük alışkanlık. "Ben gencim bana bir şey olmaz" yanılgısı

1 ay önce 3

3. “BEN GENCİM BANA BİR ŞEY OLMAZ” YANILGISI

 3

iStockPhoto

3. “BEN GENCİM BANA BİR ŞEY OLMAZ” YANILGISI

Kalp hastalıkları çoğunlukla ileri yaşlarda karşımıza çıksa da, temelleri genellikle genç yaşlarda atılır. Sigara, hareketsizlik, kötü beslenme ve kronik stres ve hastalıklar (diyabet, kolesterol ve tansiyon yüksekliği) damar yapısında erken bozulmalara yol açabilir.

Son yıllarda genç yaşta kalp hastalığı görülmesinde çevresel faktörlerin de etkili olduğu daha net anlaşılmaktadır. Covid pandemisi sonrası bazı bireylerde gelişen uzun süreli inflamasyon ve damar iç yüzeyindeki hasar, genç kişilerde bile riski artırabilmektedir. Hava kirliliği de benzer şekilde, damar sertliğini hızlandıran ve pıhtılaşma eğilimini artıran etkileriyle artık bir risk faktörü olarak değerlendirilmektedir.

Doğrusu:

Genç olmak, kalp hastalıklarına karşı mutlak bir koruma sağlamaz. Gerçek risk; genetik yatkınlık, yaşam tarzı ve çevresel etkenler ve kronik hastalıklar ile birlikte ele alındığında doğru şekilde anlaşılabilir.

4. HAREKETSİZLİĞİN SESSİZ AMA GÜÇLÜ ETKİSİ

 4

iStockPhoto

4. HAREKETSİZLİĞİN SESSİZ AMA GÜÇLÜ ETKİSİ

Düzenli spor yapmak elbette önemlidir. Ancak günün büyük bölümünü oturarak geçirmek, yapılan egzersizin faydasını belirgin biçimde azaltabilir. Güncel bilgiler, uzun süreli hareketsizliği tek başına bir kalp damar hastalığı risk faktörü olarak tanımlar.

Saatlerce oturmak; dolaşımı yavaşlatır, damarların normal işlevini bozar ve insülin direncini artırır. Üstelik son veriler, düzenli egzersizin bile uzun süreli oturmanın olumsuz etkilerini tam olarak telafi edemediğini göstermektedir.

Doğrusu:

Hedef; haftada 150–300 dakika orta şiddette ya da 75–150 dakika yüksek şiddette fiziksel aktivite yapmaktır. Bunun yanında gün içinde uzun oturma sürelerini bölmek ve daha hareketli bir yaşam tarzı benimsemek de en az egzersiz kadar önemlidir.

5. "BİR ŞİKÂYETİM YOK, CHECK-UP'A GEREK YOK" YANILGISI

 5

iStockPhoto

5. "BİR ŞİKÂYETİM YOK, CHECK-UP'A GEREK YOK" YANILGISI

Bu düşünce oldukça yaygındır; ancak kalp hastalıklarının en tehlikeli yönünü gözden kaçırır; bu da uzun süre belirti vermeden ilerleyebilmeleridir. Bu nedenle güncel kılavuzlar, check-up kontrollerini şikâyet ortaya çıktıktan sonra değil; kişisel risklere göre erken dönemde ele almayı önermektedir.

Genç, düşük riskli ve şikâyeti olmayan bireylerde tansiyon ölçümü, kolesterol ve kan şekeri gibi temel değerlendirmeler çoğu zaman yeterlidir. Buna karşılık ailesinde erken yaşta kalp hastalığı olan, sigara kullanan, diyabeti ya da kolesterol yüksekliği bulunan kişilerde daha ayrıntılı değerlendirme gerekebilir. Bu grupta koroner BT anjiyografi, damar yapısını girişim gerektirmeden göstererek sessiz koroner hastalığın erken saptanmasına yardımcı olabilir. Ancak bu yöntem herkese yapılan bir tarama testi değil; riskli bireylerde risk profilini netleştirmek için kullanılan özel bir değerlendirme aracıdır.

Doğrusu:

Check-up’ın amacı herkese aynı testleri yapmak değil; kişiye uygun testleri, doğru zamanda uygulayarak hastalık ortaya çıkmadan önlem almaktır.

Sonuç olarak, kalp sağlığı tek bir büyük kararla değil, her gün yaptığımız küçük tercihlerle şekillenir. Bugün yediklerimiz, ne kadar hareket ettiğimiz ve yaşadığımız çevre; yarının kalp riskini belirler.

Kalbiniz için çoğu zaman büyük fedakârlıklar yapmanız gerekmez. Doğru tercihlerle başlamak yeterlidir… 

>> Tüm Makaleyi Oku <<

Platformumuz; Teknoloji, Spor, Sağlık, Eğlence, Uluslararası, Edebiyat, Bilim ve daha fazlası olmak üzere farklı konu başlıkları altında, kısa ve öz haber formatı ile kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini hedefler. Karmaşadan uzak, sade ve anlaşılır içerik yapısı sayesinde ziyaretçiler aradıkları bilgiye hızlıca ulaşabilir. web.techforum.tr, bilgi kirliliğini önleyerek yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen içerikleri yayınlamaya özen gösterir.