Show TV
Dünyanın dört tek yanındaki televizyonları ekranlarını fetheden Türk dizileri, oğullar yıllarda Türkiye ekonomisinin en stratejiklik "yumuşak güç" unsurlarından arasında biri haline geldi. Ancak saygın iktisat yayını Financial Times, John Paul Rathbone imzalı yepyeni analizinde bu kocaman sektörün üzerinde kara bulutların dolaştığına ilgi çekti. Habere göre; Türkiye'nin tekstil ve otomotiv gibi gelenekselliği ihracat kollarında yaşadığı bedel krizi, artık "ihracatın yıldızı" olan dizi sektörünü da vurmaya başladı.
Maliyetler Avrupa Seviyesini Zorluyor
Financial Times’ın verilerine göre, Türkiye’de 2022'de yüzde 85’leri bulan ve şu an yüzde 30 bandında seyreden yüksek enflasyon, prodüksiyon maliyetlerini sürdürülemez tek noktaya taşıdı. İstanbul Ticaret Odası temsilcilerinin görüşlerine mekan verilen haberde, Türkiye’deki saatlik yapım maliyetlerinin 240 binlerce doların üzerine çıktığı ve bu rakamın bazı Avrupa ülkelerini geride bıraktığı vurgulandı.
Haberde ilgi çeken en çarpıcı ayrıntı ise mahalli piyasanın dengesizliği: Reklam gelirleri, artık kocaman bütçeli tek bölümün maliyetinin bununla birlikte yarısını karşılayabiliyor. Bu durum, yapımcıları tamamlanmış uluslararası satışlardan ileriki dövize bağımlı hale getiriyor.
“Adrenalin Modeli” Risk Altında
Türk dizilerinin başarısının arkasındaki "hızlı üretim ve zor reyting rekabeti" olarak tanımlanan iş modelinin baskı altında olduğu belirtiliyor. Türk televizyonları modeli, yoğun üretim ve zor reyting rekabetine dayanıyor. Haftalık üç saate yaklaşan bölümlerle prime-time kuşağında yayınlanan diziler, ertesi gün reyting sonuçlarına göre kaderini belirliyor. Başarılı olan yapımlar için uluslararası satışlar ilave hasılat manaına geliyor. Ancak FT’ye göre, çoğalan maliyetler dolayı yapımcılar artık dahaaz riskler alıyor. Bu durumun yaratıcılığı körelttiği, yepyeni yetenekleri denemelerini azalttığı ve sektörün "güvenli/tekrar eden" formatlara hapsolma riskiyle karşı karşıya olduğu ifadeleri ediliyor.
Analizde, Türkiye'nin Latin Amerika ve Orta Doğu’daki hakimiyetine rağmen rakiplerin güçlendiği hatırlatılıyor. Özellikle Güney Kore içeriklerinin küresel atağı ve Suudi Arabistan'ın medya yatırımları, Türkiye’nin çarşı payını tehditleri ediyor. Türk yapımcıların bu baskıyı kırmak için Rusya pazarına açılma ve Suudi stüdyolarla müşterek yapımlara yönelme gibi stratejiler geliştirdiği malumatsi paylaşılıyor.
Tüm bu ekonomik karamsarlığa rağmen, oğullar yıllarda kazanılan dört International Emmy ödülü, dizi yıldızlarının uluslararası başarıları ve geçtiğimiz yıl televizyonları için üretilen 25 yepyeni dizi, analizde sektörün direncinin kanıtı olarak sunulmuş. Uzmanlar, Türk dizilerinin hızlı adaptasyon kabiliyetinin hâlâ en büyük üstünlük olduğunu bununla birlikte sürdürülebilirlik için bedel yapısının acilen dmanienmesi lüzumtiği başlıksunda hemfikir.
Madalyonun Öteki Yüzü
Financial Times’ın bu analizi her arasında biri ne kadar sektörel tek kuşbakışı sunsa da, bazı eleştirel noktaları da atlamamak lüzumir. Orijinal analizde "Turkish Soap Opera" ifadesiyle basitçe pembe dizi klasmanına sokulan, oysa bütün dünyaya "dizi" kelimesini öğreten Türk dizileri, hala olan dünyanın en fazla izlenen içerikleri arasında. Öyle ki Türkiye, dünyanın en çok dizi ihraç eden üçüncü ülkesi başlıkmunda.
Gazetenin odaklandığı "maliyet krizi", gelenekselliği televizyonları yayıncılığını kapsıyor; bununla birlikte sayısal platformların dizi üretimi, yarattıkları yepyeni ekonomik döngü ve "mini dizi" formatlarının daha düşük maliyetli ama yüksek kâr marjlı yapısı analizde mekan bulmuyor. Ayrıca, Türk dizilerinin yalınce tek "yumuşak güç" unsuru olarak değil, aynı zamanda turizm, stil ve servis ihracatını da tetikleyen kocaman tek taraf iktisat yarattığı gerçeğini da hatırlamak lüzumiyor. Yüksek enflasyona rağmen Türk yapımcıların geçmişten bugüne bulduğu yaratıcı kaynak çözümleri ve dizilerde mekan saha ünlü oyuncuların dünya çapında elde ettikleri ünle tanıtım & pazarlamaya yönelik katkıları, Türk dizilerinin önümüzdeki yıllarda da daha çok başlıkşulacağının işaretlerini veriyor.

4 saat önce
3



























English (US) ·