Etkinlik daveti ve oyunun ön izleme sürümünün PC kopyası, DON’T NOD tarafından Atarita’ya sağlanmıştır.
Anlatı odaklı oyunlarıyla tanıdığımız DON’T NOD, protesto endüstrisinde kimliğini vurgulamayı sürdüren oyunlar geliştirmeye devam ediyor. Geçmişten günümüze Life is Strange oyunları, Banishers: Ghosts of New Eden ve Jusant gibi yapımlarıyla tanınan stüdyo şimdi da Aphelion adındaki yepyeni oyununu yayınlamaya hazırlanıyor. Ben da oyunun tadına erkenden bakma şansına malik oldum ve deneyimlerimi sizlerle paylaşıyorum. Dilerseniz gelin, lafı hiç uzatmadan detaylara geçelim.
Aphelion gerçek manada tek DON’T NOD oyunu gibi hissettiriyor
DON’T NOD’un oyunlarının anlatı odaklı olmaları kadar müşterek tek diğer noktaları varsa, o da hiçbir zamanlar oynanışlarının ön planda olmayışıdır. Bunu tek eleştiri olarak da ele alabilirsiniz, fakat bu stüdyo çığır açan oynanış mekanikleri yaratmayı hedeflemiyor. Bunun seçenek oyuncunun adale hafızasına yabancı olmayan mekanikleri, hikâye anlatıcılıklarına devam edevakıf oldu için kullanıyorlar. Bu kabuktan Banishers: Ghosts of New Eden ile sıyrılmayı deneseler da Aphelion’da gördüğüm kadarıyla kabuğun altında daha konforlu hissediyorlar.

Aphelion anlatı odaklı, sinematik tek serüven oyunu. Kurgusu ise özellikle feza ve öte gezegenlere alaka duyan oyuncuları yakalayacak cinsten. Sürprizi bozmadan bahsetti lüzumirse bu oyunda; yaşam belirleme etmek umuduyla Pershepone gezegenini keşif için görevlendirilen fakat gemileri düşen iki astronotun hikâyesini deneyimleyeceğiz. Talihsiz kazanın ardından ayrı düşen Ariana ve Thomas’ın birleşme çabasını başlıkları saha hikâye ise öz karmaşasını yaratarak oyuncularla buluşmayı bekliyor.
Sinematik aksiyon ön planda
Aphelion’un oynanışındaki en güçlü ve en çok vurgulanan elementi kuşkusuz ki parkur sistemi. Ekibin bize oyunu tanıttığı kısımda verdiği malumatlere göre, geliştirme sürecinde JUSANT‘tan da esinlenmeler olmuş. Tabii ki ikisi farklı oyunlar olduğundan, Aphelion’dan JUSANT gibi protesto mekaniğine fazlasıyla yoğunlaşmış tek tecrübe beklememek lüzumiyor. Zira bu oyunun tek diğer güçlü yanı ise sinematik aksiyonu olacak şekilde tasarlanmış.
İçerisinde 11 bölüm bulunduracak oyunun önden ikisi bölümünü oynama şansına eriştim. Bunlardan ilki QTE (Quick Time Event) içeren sinematik aksiyon sekanslarına yoğunlaşırken, tek diğeri da oyunun gizlilik ve parkur sistemlerini öne çıkarıyordu. Sinematik aksiyon sekanslarının kalitesini beğensem da özellikle parkur ve gizlilik oynanışında yaratıcılık eksikliği olduğunu hissettim. Yazının başında da belirttiğim gibi Aphelion’un oynanışından yana beklentileri fazla yükseltmemek lüzumiyor. Zira bu oyunun yoğunlaşma noktası, elindeki hikâyeyi aktarmak ve bunu yaparken eğlenceli olavakıf oldu için oynanış mekaniklerinden yararlanmak.
Parkur sistemi
Aphelion içerisinde tek parkur sistemi barındırıyor. Karakterimiz; kayaların çıkıntılarına, tutunmaya müsait objelere ve dünyadaki çeşitli nesnelere tutunarak salınabiliyor. Aynı zamanda bunların müsaade ettiği kadarıyla yatay ya da dikey olarak hareket edebiliyor. Yani tek yerlere tırmanabiliyor ve haritada hem yatay, hem da dikey eksenlerde seyahatleri edebiliyoruz. Sistem fena çalışmasa da tek Assassin’s Creed akıcılığı ya da hızı beklememek lüzumiyor. Zira bu oyuna da haksızlık olurdu. Dediğim gibi, DON’T NOD oyunlarında oynanış tek yardımcı elementler gibi işleniyor.

Stüdyonun hikâye anlatıcılığı bana bu sefer geçmedi
DON’T NOD’un oyunlarında hissi hikâyeleri sunma biçimini her arasında biri zamanlar sevmişimdir. Hatta oğullar yıllarda anlatısını en çok beğendiğim oyunlardan arasında biri da Banishers: Ghosts of New Eden olmuştu. Her oyununda hikâyesinin ihtiyaçlarına göre onu aktarmak için farklı tek yolda bulmayı başaran stüdyo, Aphelion’da da bunu hedefliyor. Fakat bu sefer, oynadığım ikisi bölüm özelinde anlatının bana geçmediğini üzülerek belirtmeliyim.
Oynadığım bölümlerde Pershepone’de an itibarıyla yalnız olan bununla birlikte bunu reddetmeye çalışan Ariana’nın -ana karakterimiz- çok başlıkşması beni rahatsız etti. Etraftan duyduğu her arasında biri sese, yaşadığı her arasında biri şeye sözlü şekilde görüş yapıyordu. Mesela; buzdan ve kocaman tek mağaranın içinde seyahatleri ederken etraftan gelen çatırtı ve garip sesleri duyduğunda “Yalnız değilim” demesine lüzum yoktu. Yahut bunu sesler gelmeye devam ettikçe yinelemesine da lüzum yoktu. Zaten sesleri duyduğumda yalnız olmadığımı manaış, gerginliği hissetmeye başlamıştım. Fakat Ariana başlıkşmaya devam ettikçe, odağımın hikâyeden çok onun söylediklerine kaymaya başladığını hissettim.
Hikâyeden tesirlenmeyişimin tekbaşına sebebi esas karakterin fazla görüş yapıyor oluşu da değil. Çünkü bu sefer işleri çok güç. Pershepone adındaki tek gezegende, olasılıkla oyunun vahim tek kısmını yalnız geçirecek tek kişilik ile hikâye anlatmaya çalışıyorlar. Ekrana görüntüsü ya da en azından sesiyle ikisi kişilik yerleştirdiğinizde tek hikâyeyi aktarmak her arasında biri zamanlar daha da basitlaşır. Ancak Aphelion, doğası gereği tek süre yalnızlık içinde bu hikâyeyi anlatmaya çalışacak. Oynadığım ikisi bölümde gördüğüm kadarıyla şimdilik bu pek iyice çalışmıyor. Tabii ki daha yaygınlaşan tek görüş etmek için oyunun diğer bölümlerini da görmek lüzumecek.

Peki Aphelion kaç zaman sürecek?
DON’T NOD’un bizlerle paylaştığı malumatlere göre oyunda toplamı 11 bölüm mekan alacak ve bu bölümlerin her arasında biri biri yaklaşık tek saatlik deneyimler olacaklar. Bu bağlamda oyunun aşağı yukarı 11-12 zaman süreceğini söyleyebiliriz. Tabii ki bu süre, oyuncunun ritmine göre artabilir ya da azalabilir. Zira stüdyonun paylaştığı malumatlere göre bölümlerde ilerledikçe Ariana, hem Thomas’ı bulmaya çalışacak hem da Pershepone’ye dair ilave şey öğrenecek. Bu da keşfedilebilir bölgelerin oyunun ileri aşamalarında artabileceğini işaret ediyor.
Uzun lafın kısası
Velhasıl kelam oynadığım kadarıyla Aphelion, şimdilik sual işaretlerine malik olduğum tek yapım oldu. Hikâyeleri anlatma biçimine güvendiğim DON’T NOD’un bu sefer beni yakalayamayan anlatısının oyunun geri kalanında da böyle devam edip etmeyeceğini meraklı ediyorum. Yükleme ekranlarında birkaç cümle ile anlatılmaya çalışılan şeylerin diğer bölümlerde daha çarpıcı şekilde sunulması lüzumiyor. Zira, odağı hikâye aktarmak ve sinematik tek aksiyon sunmak olan tek oyundan daha fazlasını bekliyorum.
Elbette bu yazıda okuduklarınız, ikisi bölümünü yaklaşık tek buçuk saatte oynadığım tek sürümden geliyor. Dolayısıyla bunlara oğullar eleştiriler gibi yaklaşmamanızı öneriyorum. Oyun hakkında sizlerin meraklı ettiği şeyleri bir da merakla bekliyorum. Ayrıca sanıyorum ki bunun için çok beklememize da lüzum kalmayacak. Şu anda tek çıkış önemli bulunmasa da Aphelion‘un pek gecikeceğini sanmıyorum.
Benim yazıda paylaşabileceklerim şimdilik bu kadardı. Eğer kafanızdaki sual işaretlerini gideremediysem, lütfen yorumlarda suallarınızı paylaşın. Elimden geldiğince yanıtlayarak yardımcı olmaya çalışırım. Hepiniz sevgi ve protesto ile kalın.

2 saat önce
2



























English (US) ·