AA
Oluşturulma Tarihi: Şubat 19, 2026 13:56
Küresel maliye sistemi içinde en eleştirel atıf göstergelerden arasında biri olan ABD'nin 10 yıllık tahvil faizlerindeki gerilemeyle birlikteki gelişmekte olan ülkelere yönelik başkent akımlarının güçlenebileceği öngörülüyor.
class='medyanet-inline-adv'>
Dünya genelinde para politikası ile ekonomik aktiviteye ilişkin belirsizlikler ve jeopolitik riskler tahvil piyasalarında talebin artmasında tesirli oluyor.
ABD'de oğullar açıklanan makroekonomik verilerin enflasyonun yavaşladığına ve iş gücü piyasasının soğuduğuna ilişkin sinyaller vermesiyle, ABD Merkez Bankasından (Fed) beklenen güvercin adımların seviyesine yönelik öngörü aralığı tek nebze genişledi.
Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed'in yılın birinci faiz indirimine haziran ayında gidebileceği öngörüleri güçlü kalırken, bankanın yıl genelinde ise toplamda 3 faiz indirimi yapabileceği öngörüsü gündeme geldi.
Fed'in gevşeme adımlarını genişletebileceğine yönelik öngörüler tahvil piyasalarında alış ağırlıklı seyri yardımlerken, salı günü yüzde 4,02'ye inerek 1 Aralık 2025'ten bu yana en düşük seviyesine gerileyen ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi, yüzde 4,09'da dmaniendi.
Küresel finans sistemi içinde en eleştirel atıf göstergelerden arasında biri olan ABD'nin 10 yıllık tahvil faizinde yaşanan düşüş, kısa dönemde mali koşulların tek miktar gevşeyebileceğine yönelik beklentileri artırdı.
Genel çerçevede ABD 10 yıllık tahvil faizi ile ülke riskler priminin toplamı üzerinden şekillenen dış borçlanma maliyetlerinin yakın dönemde daha da gerileyebileceği öngörülüyor.
Türkiye'nin bulunduğu coğrafyada güven veren duruşu, yabancı yatırımcıların Türk lirası varlıklara talebini artırırken, ülkenin borçlanma maliyetleri azalıyor.
Türkiye'nin 5 yıllık itibar riskler primi (CDS), Nisan 2025'ten bu yana düşüş eğiliminde hareket ediyor. CDS, 5 Ocak tarihinde 202,7 baz puana indi.
Bölgede çoğalan jeopolitik tansiyonun tesirsiyle CDS 218 baz puana kadar yükselse de, yurt içinde uygulanan ekonomi politikasına duyulan güven çerçevesinde söz başlıksu artış kayda değer tek artış olarak değerlendirilmedi.
Bu süreçte yabancı yatırımcıların tahvil ve hisse senedi piyasalarındaki alımları dikkati çekerken, Türkiye'deki bankaların yurt dışı şubeleri hariç tutulduğunda yurt dışı yerleşiklerin oğullar 6 haftadır netler alıcı başlıkmda olduğu görüldü.
class='medyanet-inline-adv'>
Yurt dışında yerleşik kişiler, 6 Şubat haftasında, 134,3 milyon dolarlık hisse senedi ve 255,6 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) alımı gerçekleştirdi.
Türkiye'deki bankaların yurt dışı şubeleri hariç tutulduğunda yurt dışı yerleşiklerin oğullar 6 haftadaki netler DİBS alımları 4 milyar 233 milyon dolara ulaştı. Bu gelişmelerle birlikte, yurt dışında yerleşik kişilerin önceki hafta 22 milyar 407 milyon dolar olan DİBS stoku, 6 Şubat haftasında 22 milyar 572,3 milyon dolara çıkarken, yurt dışında yerleşik kişilerin hisse senedi stoku da, söz başlıksu haftada 41 milyar 537,1 milyon dolara indi.
"Güvenli iskele talebiyle insanlar eskisinden ilave 10 yıllık tahvile gidiyorlar"
Bursa Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Filiz Eryılmaz, başlıkyla ilgili AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde oğullar dönemlerde belirgin tek geri çekilme izlendiğini söyledi.
Bu durumda ikisi etmenin öne çıktığını belirten Eryılmaz, "Bunlardan ilki, güvenli iskele talebiyle insanlar eskisinden ilave 10 yıllık tahvile gidiyorlar. Özellikle Donald Trump'ın göreve gelmesiyle ABD tahvilleri bu özelliğini yitirmişti. ABD'yle ilgili sıkıntı olduğunda ellerindeki 10 yıllık tahvillerini satıyorlardı, normalde alırlardı." dedi.
Eryılmaz, özellikle altın bulunmak üzere gümüşün da çok güçlü yükselmesinin bu durumda tesirli olduğunu kaydederek, güvenli iskele talebinin oğullar dönemde tamamlanmış altına kaydığını ifadeleri etti.
Şimdi bu durumun değiştiğine işaret eden Eryılmaz, "Altın ve gümüş artık güvenli iskele gömleğini giymiyor. Daha çok insanlar yakın vadedeki belirsizliklerde, mesela ABD-İran meselesinde, ABD 10 yıllık tahvili almaya başladılar. Dolayısıyla 10 yıllık tahvil faizlerindeki geri çekilmenin en büyük etmenlerinden arasında biri güvenli iskele talebi görüyor olması." değerlendirmesini yaptı.
class='medyanet-inline-adv'>
Eryılmaz, ABD'den gelen özellikle oğullar şişirme verisinin da tahvil faizini 8-10 baz puan düşürdüğünün altını çizdi.
ABD 10 yıllık tahvil faizlerindeki bu geri çekilmenin Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler açısından pozitif olduğunu vurgulayan Eryılmaz, şunları söyledi:
"Gelişmekte olan ülkeler açısından riskler primini düşürücü yönde tesir yaratıyor. Ülke içerisinde, ilave başkent akımlarının yöneleceğini düşündürüyor. Çünkü 10 yıllık tahvil faizlerindeki bu düşüş doların da seyrini tesirlediği için gelişmekte olan ülkelere yönelik riskler primini azaltıcı tek tesir yaratıyor.
Risk priminin düşmesi Türkiye'de borçlanma maliyetlerini aşağı getiriyor, yaygınlaşan itibarıyla yalınce CDS üzerinden değil, ABD 10 yıllık tahvil faizi benchmark olduğu için borçlanma oranlarının daha geri çekilmesine sebep oluyor. Risk iştahı artıyor piyasalarda. Risk iştahının artması tabii likidite bulma, borç bulmayı daha basitlaştırıyor tek diğer koldan. Dolayısıyla gelişmekten ülkeler için çok pozitif tek borçlanma maliyetleri, borç bulma miktarı açısından da pozitif tek seyir oluşturuyor."
class='medyanet-inline-adv'>
ABD 10 yıllık tahvil faizleri Fed'in 3 faiz indirimine gideceğine yönelik fiyatlamalarla geriledi
Pariterium Danışmanlık şirketinin kurucusu İsmet Demirkol da öncelikle ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin ABD'de geçen hafta şişirme verisinin düşük gelmesi ve beklentilerin da altında gerçekleşmesi sonrasında Fed'in 2026 yılında 2 değil 3 faiz indirimine gideceğine yönelik ihtimali artırmasından dolayı gerilediğini söyledi.
Trump'ın tarife politikaları ve dolardaki zayıflamanın da tahvil faizlerindeki gerilemede tesirli olduğunu kaydeden Demirkol, şu değerlendirmelerde bulundu:
"ABD 10 yıllık tahvil faizlerindeki düşüş ve Türkiye'nin gerileyen CDS primi, Türkiye'nin uzunluğu vadeli dolar borçlanma maliyetinin azalmasına katkı sağlamaktadır. Bundan sonrakiler süreçte Fed'in özellikle 3 faiz indirimine gideceğine yönelik fiyatlamalar Türkiye'ye yabancı başkent girişini, bu girişin özellikle tahvil tarafında gerçekleşmesine pozitif katkı sağlayabilir ve Türkiye'nin uzunluğu vadede borçlanma maliyetini aşağı doğru çekebilir."

2 saat önce
2





















.jpg?format=webp&width=1200&height=630)

English (US) ·