Reanimal PC İnceleme
Tarsier Studios’u, üçüncü protesto öncesi ardında bıraktığı The Little Nightmares serisi ile tanıyor ve seviyoruz. Yüzlerini örten maskeleri, çevrelerini sarmalayan kocaman dünyanın aksinden minicik bedenleri ile hayatta kalmaya çalışan çocukları ve anlatısını direkt olarak sunmak seçenek dolaylı yoldan aktaran hikayesi ile benim adıma klasikler arasında mekan alıyor bu seri.
Kendi başlarına yolda eldeetti için The Little Nightmares 3’ü bırakan ve onun seçenek tamamlanmış yepyeni tek seriye dönüşmesi beklenen Reanimal içinse aynı şeyleri söyleyebilir miyim, bilmiyorum?

Biraz da içine ttesirk etmek!
Reanimal, The Little Nightmares ile hem çok benzeşiyor hem da pek çok açıdan ayrı duruyor. Devasa yapılardan oluşan, çaresizliğin ve çılgınlığın hükmettiği tek ortamda tek başına kalmış çocuklar dahili yerinde. Deforme olmuş yüzler, garip hareket eden, tekinsizlik hissi veren bedenler, harabeler, gri tonlar ve kabuslarınıza girebilecek düşmanlar. Bunlar da dahili yerinde. Ancak yana kaydırmalı oynanış yerini daha çok 3 boyutlu tek dünyada, neredeyseymiş istediğince hareket edebilen kahramanlara bırakmış. Hikaye her arasında biri zamankinden da belirsiz ve dehşet grotesk öğelerle güçlendirilmeye çalışılmış. Yine da hepsi bunlarla sınırlı kalmıyor.
Biri kız, arasında biri adam ikisi kardeşi yönetiyoruz. Oyun, tek kuyunun dibine papaz çocuklar ile açılıyor, ardından adam kardeş okyanusun ortasında tek teknede tek başına buluyor kendini. Biraz yolda alınca yarı ölü haldeki kız kardeşini kurtarıyor bununla birlikte kız nedense kendisine karşı mesafeli. İkili, suyu üstüne dahaaz daha yolda alıyor, kocaman kayalıkları yaran denizi aşarak tek kumsala varıyorlar. Göğe yükselen tek fabrika, ortalıkta kimsecikler yok ve Boy ile Girl, kayıp arkadaşlarını belirleme etmek güçunda.

Reanimal birinci önce, Tarsier’in üzerinde özenle çalıştığı dünyasını en inceliği ayrıntısına kadar deneyimleyebileceğiniz hareketli kamera açılıları ve daha gezilebilir tek dünya ile dikkatimi çekti. Eğer eşli oynamıyorsanız, Girl karakterini yapay zeka yönetiyor ve The Little Nightmares oyunlarındaki neredeyseymiş tüm tesirleşimler yine oynanışın tek parçası. Yüksek tek yere birbirinizin omuzundan çıkmak, aynı anda tek çarkı çevirip baraj kapaklarını açmak ya da levye ile kapıları kırmak. Evet, öncekilerin aksinden bu sefer elimizde tek levyemiz ve bile kısa süren tekneli bölümlerde fırlattığımız zıpkınımız var. Levye ile ordu gibi üstünüze çöken martıları kovalıyor, zıpkınla da sudaki kocaman bombaları ya da size doğru usulca yüzen ölü bedenleri indiriyoruz.
Yenilik çok da, gerisi...
Tarsier oynanışı elinden geldiğince çeşitlendirmiş ve özünde yine tek The Little Nightmares olan Reanimal’ı daha çekici kılmak istemiş. Metal siperlerin arkasında sniper’dan kaçmak, otomobilleri itip kendinize siper etmek, sürünen ütülenmiş bedenlerden kaçmak ve bile tanklar istimal etmek. Sonuncusu hakkında çok fazla ayrıntı sunmak istemiyorum bununla birlikte kulağa nasıl geldiğinin aksinden ilgili bölüme çok yakışan tek eklenti.
Bu arada, pek sık olmasa da karakterler artık başlıkşuyor; sesleri çaresiz ve çok bitkin. İçinde hayatta kalmaya çalıştığınız kocaman adanın nefis haliyle bire tek örtüşüyor. Başka tek deyişle, hem oynanış hem da sunumdaki yeniliklerle daha yeni tek iş var karşımızda.
Tarsier, dünya inşasında şaheserler yaratmış ve kamera kullanımıyla da oyuncunun her arasında biri tek detayı görmesi için ilave tek çaba sarf etmiş.
Benzer şekilde Tarsier, dünya inşasında şaheserler yaratmış ve kamera kullanımıyla da oyuncunun her arasında biri tek detayı görmesi için ilave tek çaba sarf etmiş. Ancak bu çaba o kadar yoğun ki oynanışı daha da güçlendirmek seçenek daha çok tasarladıkları dünyayı göstermeye çabalamışlar gibi hissediyorsunuz. Bulmacalar da yaygınlaşan olarak fazlasıyla basit ve neredeyseymiş hiç uğraştırmıyorlar. Şahsen, birinci ikisi protesto kadar beğenilmeyen The Little Nightmares 3’ün bulmacaları bile çok daha özenliydi. Reanimal ise, ne yapmanız lüzumtiğini adeta gözünüze sokuyor.

Ütücü dostumuzdan kaçtığımız birkaç sekans da üstüne salamura baharat ekiyor. Misal tek masanın altında saklandığımız kısımda düşman tek ikisi kontrolün ardından vaz geçip, kapıdan çıkıp gidiyor. Ya da çamaşır makineleri ve küvetlerin olduğu gizlen ve ilerle bölümlerinde da gerilimi neredeyseymiş yok seviyesinde çünkü tehdidin kendisi çok zayıf. Boss savaşları ise yaygınlaşan olarak renkli ve bazı boss’ların tasarımları gerçek birer kabus ürünü!
Her ne kadar önceki oyunlardaki kadar fazla olmasa da halen kıyı köşeyi karıştırırsanız bulabileceğiniz gizemler, her arasında biri ikisi karakterde kullanılabilen şapka ve maskeler, konsept çalışmalarının kilidini açan saklı afişler da var. Ancak bunlar süresi zaten 6 saati pek aşamayan protesto için epeyce yetersizlik kalıyor. Üstelik bazı anlarda karşınıza ikisi ayrı kapı çıkabiliyor ve bilmeden oyunun gitmenizi istediği kapıyı seçerseniz, bazen gizemlere geri dönemiyorsunuz.
Cennet gibi Cehennem dünyası
Oyun sizi orman, domuzlarla hepsi ve şok edici tek sahnenin da olduğu tek çiftliğe, deniz fenerinde kovalamacaya, kısa da sürse suyu altında gerilimli tek kaçışa davet ediyor. Bazen tek dondurma aracında firar ederken buluyorsunuz kendinizi, bazen da tek trenin üstünde kaçarken. Benim sevilen mekanlarımdan arasında biri ise sinema salonu ve protesto maalesef bu ürpertici mekanı dehşet adına neredeyseymiş hiç kullanmıyor.

Mekanlar yine çok detaylı ve Reanimal hikayesini bu ortamlar üzerinden dolaylı olarak anlatıyor. Ancak geçmişteki tasarılerinin aksinden bu sefer bu belirsizlik ve soyutluğun seviyesi iyice artmış. Finaldeki büyük sürprize kadar neler olduğunu, nedenler işte olduğunuza emin olan olamıyorsunuz. Dev mutant hayvanların ya da siperlerde kendini öldüren askerlerin varlığı genelde muamma olarak kalıyor. İlk bölümlerde peşimizden gelen, insanoğlu derilerini ütüleyip asan adamın da, kocaman kuşların da gizemi sislerin ardında kalıyor. Büyük sürpriz finalin tesirsi da tek noktaya kadar sizi tesirleyebiliyor çünkü protesto bitip, jenerik akmaya başladığında kafanızda bolca sual işareti ile kalıyorsunuz. Bu da akla, tek kez daha yoldaki üç ayrı DLC’yi oynayarak mı tek şeyleri anlayacağız sualsunu getiriyor.
Burçin Aygün, IGN Türkiye'de sinema yazarı ve editör. Twitter: @Burcin_Aygun_

2 saat önce
1


























English (US) ·