Gizli Ajan: Aslında Her Şey Çok Açık

1 hafta önce 4

Kleber Mendonça Filho, yeni filmi Gizli Ajan’da çeşitli sinema gelenekleri arasında mekik dokuyor ve ortaya “ajansız bir casus filmi” çıkarıyor. İzledikçe her parçası bir yapboz gibi birleşen film, izleyicinin beklentilerini her dönemeçte tersyüz eden, sıradışı bir politik gerilim.

Kleber Mendonça Filho, 1970’li yıllarda Brezilya’nın kuzeydoğusundaki Recife kentinde geçen yeni filmi Gizli Ajan’da (O Agente Secreto, 2025), filmin isminin çağrıştırdığı bol entrikalı casusluk öykülerini ve o dönem oldukça revaçta olan politik paranoya hikâyelerini yapı bozumuna uğratıyor. En sade tanımıyla ajansız bir casus filmi bu. Türün daha tanıdık örneklerinden beklenebilecek öğeleri ustalıkla ters yüz eden bir yapboz da diyebiliriz. Mendonça Filho, süresi iki buçuk saati aşan film boyunca farklı zaman dilimleri, geniş bir karakter galerisi ve çeşitli sinema gelenekleri arasında mekik dokurken seyirciyi defalarca şaşırtıyor. Gizli Ajan ilk bakışta bir nebze dağınık görünebilir, ancak çok geçmeden aslında her şeyin birbirini eksiksizce tamamladığı ve yönetmenin parçaları birleştirmeye uğraşan izleyiciden daima birkaç adım önde olduğu anlaşılıyor.

Mendonça Filho’nun ilk filmi Neighboring Sounds’da (O Som ao Redor, 2012) da olduğu gibi siyah-beyaz bir fotoğraf kolajı ile başlayan Gizli Ajan’ın ilk önemli sekansı, ıssız bir yolun kenarına konumlanmış bakımsız bir benzin istasyonunda vuku buluyor. Wagner Moura’nın canlandırdığı Marcelo isimli bir adam benzin almak için durunca az ötede üstü gazeteyle örtülmüş bir cesedin yattığını fark ediyor ama bu sahneyi diken üstü hâle getiren şey cesedin varlığı değil. İstasyona gelip Marcelo’yu sebepsiz yere sıkıştıran, rüşvet koparmaya çalışan yozlaşmış polisler bu sahnedeki gerginliğin esas kaynağı. Bu açılışın filmin geri kalanı için çok önemli ipuçları barındırdığını söylemek mümkün: Mendonça Filho, film boyunca sebebi bariz hâle gelmeden varlığını sürdürecek, net bir açıklama olmadan tırmanacak olan tansiyonu en baştan kuruyor. Ayrıca ana karakterin James Bond tarzı yenilmez bir kahramandan ziyade bin bir yolsuzlukla ve haksızlıkla örülü bir sistemde çıkış yolu arayan sıradan, hattâ belki de zayıf bir adam olduğunu sezdiriyor izleyiciye. Öykü ilerledikçe seyirciyi pek çok kez ters köşeye yatıracağının sinyallerini de önce yerdeki cesede vurgu yapıp sonra sahnenin odak noktasını tamamen değiştirerek veriyor.

Gizli Ajan’ın ikinci yarısında da gerilim türünün kalıplarına uymayan, izleyicinin beklentilerini bilinçli olarak boşa çıkaran anlatı tercihleri var. Filmin son bölümündeki en heyecanlı ve şaşaalı kovalamaca sahnesinde ana karakterin yer almaması, o noktaya kadar yan rollerde gördüğümüz figürlerin ön plana çıkması son derece radikal bir tercih örneğin. Marcelo’nun başına gelen en kilit olay (bir bakıma öykünün kırılma noktası) izleyiciye hiç gösterilmiyor, yalnızca beklenmedik bir anda hızlıca ve dolaylı olarak (bir gazete kupürüyle) perdeye taşınıyor. Hatta gerginliğin tırmandığı bazı anlarda Gizli Ajan birden ana karakterleri bir kenara bırakıp adeta başka bir filme aitmiş gibi görünen yan öykücükler anlatmaya başlıyor. Mesela Marcelo ile aynı evi paylaşan bir kadının okuduğu absürt gazete haberi, gülüşmeler arasında anlatılan gerçeküstü bir epizodun perdeye taşınmasına vesile oluyor.

Politik Bir Mozaik

Marcelo’nun benzin istasyonundan ayrılıp uzun bir yolculuk yaptıktan sonra yerleştiği evde çok sayıda misafir ile tanışıyoruz, bir laboratuvarda kolay kolay akıldan çıkmayacak ürkütücü bir imgeye (denizde yakalanmış bir köpek balığının ağzında bulunan ve kime ait olduğu bilinmeyen kesik bir bacağa) tanıklık ediyoruz, zamanda ileriye gidip 1970’lerden kalma ses kayıtları dinliyoruz, nüfus işleri ofisinin gizlice polis merkezine çevrildiğini ve ünlü bir kadının karıştığı suçları örtbas etmek için kullanıldığını öğreniyoruz, Marcelo’nun küçük oğlunu ve nasıl öldüğünü bilmediğimiz talihsiz eşinin bir sinemada projeksiyoncu olarak çalışan babasını görüyoruz. Yasaları hiçe sayan iş adamları, kirli polisler, korkutucu tetikçiler, tetikçilerin tuttuğu daha ucuz tetikçiler de cabası.

Gizli Ajan

Bu geniş mozaiğin parçalarını değil de bütününü görebilmek, sahneler arasında bağ kurmak bir saati aşkın bir süre boyunca pek de mümkün olmuyor. Buna rağmen tüm bu şaşırtıcı tercihlerin, yan öykücüklerin ve çok parçalı yapının kafa karışıklığı yaratmaksızın tıkır tıkır işleyebilmesinin iki sebebi var. Birincisi, Mendonça Filho’nun Gizli Ajan’da kurduğu dünya görsel-işitsel açıdan öylesine özgün ve çarpıcı ki öykünün nereye ilerlediğini ya da sahnelerin birbirine nasıl eklemlendiğini tam anlamadığımız bölümlerde bile mizansenin zenginliği, ustalıklı kurgunun oluşturduğu ritim duygusu, canlı renk skalası ve şık kompozisyonlar izleyicinin ilgisini sürekli ayakta tutuyor. İkincisi, dallanıp budaklanan öykünün tüm karmaşıklığına rağmen çok geçmeden fark ediyoruz ki aslında tematik düzlemde Gizli Ajan’ın son derece net, tutarlı ve değerli bir söylemi var. Her şeyden önce, politik ve ekonomik gücü elinde bulunduran baskıcı rejimin (polis, hükümet, sermaye gibi yapıların da diyebiliriz) kendi çıkarlarıyla çelişen her türlü toplumsal grubu ya da azınlığı sindirmesi, çeşitli bahaneler üreterek yıpratmaya çalışması üzerine bir film bu. Daha iyimser bir bakış açısıyla, bu baskı ile karşı karşıya kalan toplulukların direncine, bir araya gelerek gösterdiği dayanışmaya dair bir film olarak da algılanabilir Gizli Ajan.

Sözünü ettiğim bu tema Gizli Ajan’ın hemen her sahnesinde farklı şekillerde yankılanıyor. Fonları kesilen, çalışmalarına ve patentlerine usulsüzce el konulan araştırmacılar; cinsel kimliklerini gizlemek zorunda kalan, gece vakti buluştukları parklarda bile polis şiddetinden kurtulamayan LGBTQ+ bireyler; ten rengi ya da etnik kimliği sebebiyle nüfus kayıtlarından dahi silinmiş olan binlerce insan Marcelo’nun öyküsüne teğet geçiyor sürekli. Marcelo ismini almadan önceki gerçek adıyla Armando’nun, yani uzun süre casus sandığımız ana karakterin, aslında üniversitede bölüm başkanlığı yapan bir mühendis olduğunu öğreniyoruz. Öykünün kırılma noktalarından birini Armando’nun çalışmalarından haksız kazanç sağlamak için her türlü kirli yola başvuran Ghirotti isimli bir yatırımcının sebep olduğu anlaşmazlık oluşturuyor. Aynı tartışma sırasında Armando’nun eşi Fátima’nın nasıl ırkçılığa maruz kaldığına tanıklık ediyoruz. Marcelo’nun sığındığı evdeki diğer misafirlerin göçmen, devrimci, siyasi suçlu gibi etiketlerle toplum dışına itildiğini anlıyoruz. Bütün bu öykülerde muhalif kitleleri ötekileştirmek için farklı farklı bahaneler kullanılıyor ama sebep ne olursa olsun ortaya çıkan adaletsiz, eşitliksiz, acımasız düzen hiç değişmiyor. Komünist, göçmen, yerli, anarşist, entelektüel ya da eşcinsel olmak (hatta yalnızca bunlardan herhangi biri olmakla itham edilmek bile) toplumdan dışlanmak ve bir anda hedef haline gelmek için yeterli.

Film boyunca marjinalize edilen ve birbirlerine yardımcı olmaya çalışan kitlelerin karşısına, devlet desteğine güvenerek her türlü yolsuzluğa çekinmeden başvuran ve maddi olanakları sayesinde kanunları yeniden yazabileceğini düşünen sözde iş adamları ve politikacılar (daha net tanımıyla mafya demek gerekli aslında) çıkıyor. Mendonça Filho’nun 1970’lere geri dönmesi bu açıdan oldukça manidar. Çünkü böylelikle, filmde askeri darbeyi, sıkı yönetimi, darbeye destek veren Amerikan güçlerini hiç görmememize rağmen, Gizli Ajan’da tasvir edilen toplumsal çürümeyi Brezilya’da 1964-1985 yılları arasında hüküm sürmüş olan askeri diktatörlükle ilişkilendirmek kaçınılmaz hâle geliyor.

Kayıp Sinemalar

Gizli Ajan’ın 1970’lerde geçmesinin bir başka boyutu, Mendonça Filho’nun bu dönemde ses getirmiş pek çok filme göndermelerde bulunması ve genel olarak o yılların film gramerini anımsatan biçimsel öğelere başvurması. Kostüm tasarımından müzik seçimine, günümüzde artık demode bulunan zoom tercihlerinden açılış ve kapanış jeneriklerinde kullanılan yazı tipine kadar her öğesiyle 1970’li yıllara özgü görsel dokuyu eksiksizce yeniden yaratan bir film var karşımızda. Armando’nun kayınpederinin bir sinemada çalışması, en önemli gizli toplantıların sinemanın üst katındaki bir ofiste gerçekleşmesi, Armando’nun oğlu Fernando’nun kendi yaşına hiç uygun olmayan Jaws (1975) filmini neredeyse bir takıntı haline getirmesi hep bu bağlamda anlaşılabilir.

Gizli Ajan

Buradaki en önemli nokta Mendonça Filho’nun yalnızca bir sinefil oyunu oynamakla ya da tanıdık bir nostalji duygusu yaratmakla yetinmemesi. Gizli Ajan boyunca sinema tarihine verilen referansların çok daha karmaşık ve düşündürücü işlevleri var. Sinema sevgisine ya da o yılların unutulmaz filmlerine dair basit bir güzelleme değil söz konusu olan. Bunun yerine Mendonça Filho, Brezilya’daki politik durumun yarattığı tekinsiz atmosferi somutlaştırmakla ilgileniyor. Bu nedenle sinemaya naif bir nostaljiyle değil, zamanın ve toplumun nabzını tutan kilit bir belge olarak yaklaşıyor.

Yönetmenin New York’taki Lincoln Merkezi’nde düzenlenen bir toplu gösterim için seçtiği ve Gizli Ajan’a esin kaynağı olduğunu söylediği filmler de bu kanıyı doğrular nitelikte. Askeri darbeden kısa süre önce öldürülen ve Brezilya’daki emek hareketinin lideri kabul edilen João Pedro Teixeira hakkındaki Man Marked for Death, 20 Years Later (Cabra Marcado Para Morrer, 1984), totaliter rejimlerin sıradan vatandaşlar üzerinde kurduğu baskıyı inceleyen Çekoslovak klasiği Kulak (Ucho, 1970) ve diktatörlük sırasında Amazon ormanlarının nasıl sistematik biçimde yok edildiğini gözler önüne seren Iracema (1974), Gizli Ajan’daki en çarpıcı referanslar arasında. Gizli Ajan’daki ses kayıtlarını Kulak’taki gözetlenme ve dinlenme paranoyasıyla ilişkilendirmek, Fátima ve babası vasıtasıyla gördüğümüz ırkçılığın ve yerli halkı sindirme politikasının izlerini Iracema’da bulmak, Gizli Ajan ve Man Marked for Death, 20 Years Later arasında her iki filmin de Brezilya’nın kuzeydoğusundaki benzer bölgelerde geçmesinden ve iki öyküde de polisin işlediği politik cinayetlere odaklanılmasından kaynaklanan paralellikler görmek mümkün.

Mendonça Filho, Gizli Ajan boyunca yalnızca filmin politik söylemine sinemasal bir çerçeve oluşturan klasiklere değil, kendi sinema yolculuğuna ve daha önce çektiği filmlere de birçok göndermede bulunuyor. Örneğin Gizli Ajan’da önemli yer tutan sinema binasının yıllar sonra bir kliniğe dönüştüğünü, pek çok kültür sanat kurumu gibi sinemanın da yok edildiğini öğrenmek; akla yönetmenin Recife’nin eski sinema salonları vasıtasıyla toplumsal hafızanın kaybını incelediği otobiyografik belgesel Pictures of Ghosts’u (Retratos Fantasmas, 2023) getiriyor hemen. Bacurau (2019) filmini hatırlayan izleyiciler, Gizli Ajan’ın pek çok bölümünde o filmin geniş oyuncu kadrosundan tanıdık yüzler görecek ve iki filmdeki bazı yan karakterleri birbiriyle eşleştirecektir. Örneğin Bacurau’da kasaba ayaklanmasının lideri Pacote’yi canlandıran Thomás Aquino ve aynı filmde acımasız bir insan avcısı olarak karşımıza çıkan Alman oyuncu Udo Kier, Gizli Ajan’da misafir oyuncu olarak yer alıyorlar. Özellikle kısa zaman önce kaybettiğimiz Kier’in çok az ekran süresine rağmen derin bir iz bırakmayı başardığını belirtmek gerek. 2016 tarihli Aquarius da hem haksızlığa uğramış sıradan bir vatandaşı yozlaşmış düzenle karşı karşıya getiren ve politik açıdan sözünü sakınmayan metni, hem de farklı zaman dilimleri arasında gidip gelerek kronolojiyi kıran anlatı yapısı açısından Gizli Ajan ile önemli benzerlikler taşıyor.

Hatırlamak ve Hatırlanmak İçin

Mendonça Filho’nun siyah-beyaz fotoğraflar, eski gazete haberleri ve yıllar öncesinden ses kayıtları vasıtasıyla geçmiş ve bugün arasında köprüler kurması pek çok açıdan anlamlı. Bir yandan askeri diktatörlük dönemiyle Brezilya’daki güncel politik atmosferi bağdaştıran, iki ayrı dönem arasındaki benzerliklere dikkat çeken bir yaklaşım bu. Diğer yandan Gizli Ajan’ı, Brezilya tarihinin dışına itilmiş, varlığı sistemli biçimde toplumsal hafızadan silinmiş, yaşadıkları haksızlıkların ve travmaların üstü örtülmüş olan azınlıklara bir saygı duruşu olarak okumak da mümkün. Yönetmen 1970’lerden bugüne uzanan kapsamlı bir hikâye anlatarak, yıllar önce yaptıkları kahramanca seçimler ve fedakarlıklar bugün ne yazık ki unutulmuş olan sıradan insanları hatırlamaya davet ediyor izleyiciyi. Gizli Ajan’ın finalinde günümüze ulaştığımızda, bu hatırlama çabasının belki de kuşaktan kuşağa aktarılan travma ile yüzleşebilmenin, bu travmanın yükünden sıyrılıp geleceğe daha umutlu bakabilmenin yegâne yolu olduğunu anlıyoruz.

Gizli Ajan

Geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazanan, bu seneki Oscar yarışında ise En İyi Film dâhil dört dalda adaylık elde eden Gizli Ajan; Brezilya tarihinin en karanlık dönemlerinden birini yaratıcı bir üslupla perdeye taşıyor. Mendonça Filho, tüm kariyerini taçlandıran bu iddialı film ile hem ülkesindeki politik yozlaşma ve toplumsal kutuplaşma hakkında cesur tespitlerde bulunuyor, hem de farklı sinemasal türler arasında gidip gelen çok parçalı bir öyküyü büyük bir ustalıkla anlatıyor. Katman katman açılan yapısı, tematik derinliği ve sinema tarihi ile kurduğu metinler arası diyalog sebebiyle defalarca izlenmeyi, tartışılmayı, pek çok farklı yönden incelenmeyi hak eden bir film Gizli Ajan.


Gizli Ajan 30 Ocak’tan itibaren vizyonda.

>> Tüm Makaleyi Oku <<

Platformumuz; Teknoloji, Spor, Sağlık, Eğlence, Uluslararası, Edebiyat, Bilim ve daha fazlası olmak üzere farklı konu başlıkları altında, kısa ve öz haber formatı ile kullanıcıların zamandan tasarruf etmesini hedefler. Karmaşadan uzak, sade ve anlaşılır içerik yapısı sayesinde ziyaretçiler aradıkları bilgiye hızlıca ulaşabilir. web.techforum.tr, bilgi kirliliğini önleyerek yalnızca güvenilir kaynaklardan elde edilen içerikleri yayınlamaya özen gösterir.