Her Anne Aynı Değildir; Ve Bu Zaten Olması Gereken!
Anne olmadan önce çoğumuzun kafasında benzer bir tablo vardır. Sabırlı, düzenli, çocuğuyla her an kaliteli vakit geçiren, ne yapacağını bilen ve nadiren yorulan bir anne figürü, gerçek hayatta ise annelik tek bir kalıba sığmayacak kadar canlı, değişken ve insana özgüdür. Bu yüzden her anne aynı değildir, olması da imkansız zaten.
Bazı anneler sabah erkenden kalkıp çocuklarını okula bırakır, ardından işe gider. Bazıları gün boyu evdedir ama bu rahat oldukları anlamına gelmez. Kimisi tek çocukla kendini zorlanmış hissederken, kimisi üç çocukla şaşırtıcı bir denge kurabilir. Annelik sayıyla, saatle ya da dışarıdan görünenlerle ölçülen bir şey değildir, her annenin yükü, koşulları ve sınırları farklıdır.
Bilimsel olarak da bu farklılıkların temeli vardır. Her insanın stresle baş etme biçimi, uyku ihtiyacı, duyusal hassasiyeti ve duygusal dayanıklılığı aynı değildir. Dolayısıyla aynı şartlar altında bile anneler farklı hisseder, farklı tepki verir, bu yetersizlik değil insan olmanın doğal bir sonucudur. Bir annenin çocuğuyla oyun oynamaktan keyif alması, diğerinin bunu yorucu bulması son derece normaldir, ikisi de kötü anne değildir!
Toplumda hâlâ güçlü olan iyi anne algısı ise bu farkları görmezden gelme eğilimindedir. Sessizce her şeye yetişen, çocuğunu hiç kızmadan büyüten, kendini arka plana atan bir anne modeli öne çıkarılır. Oysa bu model gerçekçi değildir ve annelerin üzerinde gereksiz bir suçluluk duygusu yaratır. Sürekli kendini başkalarıyla karşılaştıran bir annenin hem ruhsal hem fiziksel olarak yıpranması kaçınılmazdır.
Her annenin anneliği zamanla değişir, bugün sabırlı hissettiğin bir günde, yarın çok daha hassas olabilirsin. Bunu hormonlar, uykusuzluk, yaşanan bir sağlık sorunu ya da sadece zor bir gün etkileyebilir. Annelik sabit bir karakter özelliği değil, yaşayan bir süreçtir. Bu sürecin inişleri ve çıkışları vardır, bunları yok saymak, anneliği daha zor hale getirir.
Çocuklar da birbirinin aynısı değildir, aynı evde büyüyen kardeşlerin bile mizacı, ihtiyaçları ve tepkileri farklı olabilir. Dolayısıyla bir annenin bir çocuğuyla kurduğu bağ, diğeriyle kurduğuyla birebir aynı olmak zorunda değildir. Bu durum sevginin azlığıyla değil ilişkinin doğasıyla ilgilidir, sağlıklı bağ mükemmel davranışlardan değil tutarlılık ve samimiyetten beslenir.
Annelikte en çok zorlayan konulardan biri de görünmeyen emektir. Planlamak, düşünmek, hatırlamak, ön görmek, bunlar çoğu zaman fark edilmez ama ciddi bir zihinsel yük oluşturur. Bu yükü taşıma kapasitesi anneden anneye değişir. Kimisi destekle daha rahat ederken, kimisi yalnız kaldığında daha iyi organize olur, doğru ya da yanlış yoktur sadece farklı ihtiyaçlar vardır.
Son yıllarda annelikle ilgili daha fazla konuşulması, bu çeşitliliği görünür kılmaya başladı. Yine de sosyal medyada gördüğümüz düzenli evler, sakin çocuklar ve gülümseyen anneler gerçeğin sadece küçük bir kısmını yansıtır. Kamera kapandığında herkesin hayatında dağınık anlar, sabırsızlıklar ve “bugün olmadı” dediği günler vardır. Bunları bilmek, anneleri birbirine yaklaştırır.
Her annenin kendine özgü bir ritmi vardır. Kimisi planlıdır, kimisi akışa bırakır, kimisi yardım istemekte zorlanır, kimisi paylaşarak güçlenir. Annelik, tek bir doğruyu değil pek çok iyiyi barındırır. Önemli olan, başkasının yolunu birebir kopyalamaya çalışmak değil, kendi yolunu fark edip ona saygı duymaktır.
Belki de anneliği biraz daha hafifletecek olan şey, birbirimize daha az öğüt verip daha çok alan tanımaktır. “Ben böyle yapıyorum” demek mümkündür ama “sen de böyle yapmalısın” demeden. Çünkü her anne aynı değildir ve bu farklılık, anneliğin zayıf yanı değil en insani tarafıdır.
Anneliğin en zor yanlarından biri, çoğu zaman kendi sınırlarını fark edemeden yaşamaya çalışmaktır, “herkes yapıyorsa ben de yapmalıyım” düşüncesi anneleri sessizce tüketir. Oysa her annenin dayanma eşiği, ihtiyaçları ve öncelikleri farklıdır. Kimi anne için kalabalık yorucudur, kimi anne için yalnızlık, kimisi düzenle rahat ederken, kimisi küçük bir dağınıklıkta bile boğulmuş hissedebilir, bu farklar yanlışlık değil kişisel gerçekliktir.
Anne olduktan sonra değişen sadece günlük rutinler değildir, kimlik algısı da dönüşür. Bazı anneler bu değişimi hızlıca benimserken, bazıları eski benliğine tutunmak ister, bu da son derece doğaldır. Bir annenin kendine zaman ayırmak istemesi, çocuğunu daha az sevdiği anlamına gelmez. Aksine, kendini ihmal etmeyen anneler uzun vadede daha dengeli ve sağlıklı bağlar kurabilir. Psikolojik araştırmalar da annenin ruhsal iyilik hâlinin, çocuğun duygusal güvenliğiyle doğrudan ilişkili olduğunu gösterir.
Annelikte sıkça konuşulmayan bir başka konu da suçluluk duygusudur. Çalışan anneler yeterince ilgilenemediklerini düşünür, evde olan anneler ise kendilerini üretken hissetmedikleri için suçlayabilir. Oysa bu iki durum da toplumun dayattığı beklentilerin bir sonucudur. Gerçek hayatta her şeye yeten anne yoktur, vardır denilen anne figürü çoğu zaman sessizce tükenen bir kadındır.
Her annenin desteğe ihtiyacı vardır. Bu destek bazen eşten, bazen bir arkadaş sohbetinden, bazen de sadece anlaşılmaktan gelir. “Ben hallederim” demek güçlü olmak gibi görünse de, her şeyi tek başına üstlenmek uzun vadede yıpratıcıdır, yardım istemek anneliği zayıflatmaz tam tersine sürdürülebilir kılar.
Zaman geçtikçe anneler şunu fark eder, çocuklar mükemmel bir anneye değil gerçek bir anneye ihtiyaç duyar. Hata yapan, bazen yorulan, bazen sabırsızlanan ama sevgiyle orada olan bir anneye. Çocuğun gelişimi için önemli olan şey, her an doğru tepkiyi vermek değil tutarlı ve güvenli bir ilişki kurabilmektir.
Belki de anneliği daha yaşanabilir kılan şey, birbirimizi daha az yargılamak ve daha çok anlamaya çalışmaktır. Aynı yoldan geçmeyen kadınların birbirine akıl vermek yerine alan tanıması, anneler arasındaki görünmez yükü hafifletir. Çünkü annelik bir yarış değil, kişisel bir yolculuktur.
Ve bu yolculukta tek bir doğru yoktur. Sadece farklı yollar, farklı hızlar ve farklı anneler vardır, her anne aynı değildir, ama her anne kendi koşulları içinde elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışır. Belki de bunu kabul etmek, hem anneler hem çocuklar için en büyük rahatlamadır.
Unutmayın, her anne kendi yolculuğunda en iyisini yapıyor ve bu her zaman en iyisi!










.jpg?format=webp&width=1200&height=630)











.jpg?format=webp&width=1200&height=630)






English (US) ·